ERCAN ÇELİK

 İstiyorsak; güneş olsun sevgimiz; gülümsesin, yüzümüz yüzünüze, Kardeşlik ve birlik içinde, mutlaka selam vermeliyiz birbirimize  

    Son Dakika :   
 
 

SENTURK

 

 

 

 AROMATİK TIBBİ BİTKİLER                 

EZAN OKUMA 

Ana Sayfa
Kuran-ı Kerim Değişik Dillerde
İletişim
Ercan ÇELİK Özgeçmiş
Günlüklerim
Ziyaretçi Defteri

 

 

ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE

MARMARA ADASI

1-ÖzelAĞAÇLANDIRMA

ÇÖPDEN MAZOT ÜRETİMİ

                         



SERA ETKİSİ KARBONDİOKSİT ARTIŞLARI


Marmara Adası Özel Ağaçlandırma


Küresel Isınma Ve Ağaç"Ercan Çelik"

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  815002
Bugün Ziyaretçi :  22
Aktif Ziyaretçiler :  4

BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK ve DOĞAL HAYAT    HAYVANLAR ALEMİ FOTOĞRAFLARI

Atmosfer SERA ETKiSi, KARBONDiOKSiT ARTISLARI, Ozon Tabakası

DÜNYA NUFUS VE KARBONDİOKSİT ARTIŞLARI 

BUZULLAR ERİYOR

 

 Atmosferin Oluşumu

Atmosfer, dünyamızı çevreleyen, güneşten gelen enerjinin hızlı bir şekilde uzaya geri dönmesini önleyen ve canlılar için yaşamsal önem taşıyan gaz kütlesine denir. Bilim adamları; dünyamızın yaklaşık 5 milyar yıl önce oluştuğuna,Dünyanın oluşumundan sonraki ilk 500 milyonlu yıllarda atmosferin su buharı ve gazlardan oluştuğu, 3.5 milyar yıl öncesinde ise, atmosferin muhtemelen karbondioksit (CO2), karbonmonoksit (CO), su buharı (H2O), azot (N2) ve hidrojen (H2) gibi gazlardan oluştuğu varsayılmaktadır.

Atmosferi Oluşturan Tabakalar

Atmosfer birbirinden farklı kimyasal özelliklere ve değişik sıcaklık profiline sahip çeşitli tabakalardan oluşmaktadır.

Atmosferi oluşturan gazlar ise deniz seviyesinden itibaren yaklaşık 1.000 km yukarıya kadar uzanmaktadır. Atmosferdeki toplam gaz konsantrasyonunun % 99’undan daha fazlası yer yüzeyinden itibaren ilk 40 km’lik tabakada bulunmaktadır.

Yer yüzeyinden itibaren yaklaşık 15 km’ye kadar uzanan, sıcaklığın hızlı ve düzgün bir şekilde azaldığı tabakaya troposfer denilmektedir. Bu tabakada sıcaklık, yerden itibaren yükseldikçe her kilometrede yaklaşık 6 ºC azalarak üst sınırda -50 ºC ile -60 ºC’ye kadar ulaşmaktadır. Atmosferdeki su buharının % 99’u bu tabakada bulunmakta, miktarı ise enlemlere göre değişiklik göstermektedir. Yer yüzeyini etkileyen ve atmosferde oluşan bütün hava olayları troposfer tabakasında meydana gelmekte, bazen stratosferin alt kısımlarında da bu tür olaylar oluşabilmektedir. Kuvvetli konvektif hava akımlarının görülmesi nedeniyle troposfer tabakası karışma bölgesi olarak da adlandırılmaktadır.
Troposfer tabakası

Troposfer ile stratosfer tabakalarını birbirinden ayıran ve kalınlığı çok ince olan ara tabakaya ise tropopoz denilmektedir. Bu tabakanın yüksekliği kutuplarda 8 km, ekvator üzerinde ise 18 km’ye kadar ulaşabilmektedir. Bu yükseklik mevsimlere göre değişmekle birlikte, yaz aylarında en yüksek, kış aylarında da en düşük seviyesine ulaşmaktadır.
Tropopoz’un atmosferdeki yer değişimi

Atmosferde, troposfer tabakasından hemen sonra gelen ve yaklaşık olarak 15 ile 50’nci km’ler arasında uzanan tabakaya da stratosfer denilmektedir. Bu tabakada sıcaklık, troposferin tersine yükseldikçe yavaş yavaş artış göstermekte ve -45 ºC’ye kadar ulaşmaktadır.

Stratosfer tabakasının üzerinde, yaklaşık olarak 50 ile 80’inci km’ler arasında sıcaklığın tekrar azaldığı mezosfer tabakası bulunmaktadır. Bu tabakada ozon ve önemsiz miktarda su buharı bulunmaktadır. Bu nedenle sıcaklık troposfer ve stratosfer tabakalarına göre burada daha düşüktür.

Mezosfer tabakasıngelen ışınların bu tabakada emilmesinden dolayı bu tabakada sıcaklık hızla artmaktadır.

Yer yüzeyinden yaklaşık 960 ile 1.000 km yükseklikte ve atmosferiın hemen üzerinde, yerden yaklaşık 100 ile 200’üncü km’ler arasında, sıcaklığın yaklaşık 1.100 ºC ile 1.650 ºC arasında değiştiği termosfer tabakası bulunmaktadır. Güneşten dünyamıza

n en dış bölümünü oluşturan tabakaya da ekzosfer denilmektedir Bu tabaka, dünya atmosferi ile uzay arasındaki geçiş bölgesini oluşturmaktadır.

Ozon ve Ozon Tabakası

Yer yüzeyi yakınlarında zehirli bir kirletici olan ozon (O3), üç tane oksijen atomunun birleşmesinden oluşur ve stratosfer tabakasında yaşamsal önem taşır. Atmosferi oluşturan azot (%78), oksijen (%21) ve karbondioksit vb. gibi temel gazlara göre oldukça düşük oranda bulunan ozon, hem iklimi etkilemekte hem de yer yüzeyindeki canlıların korunmasında önemli rol oynamaktadır. Ozon özellikle, oksijenle birlikte güneşten gelen ultraviyole ışınlarının büyük kısmını stratosfer tabakası içerisinde emmekte ve bu ışınların yer yüzeyine kadar ulaşmasını önleyerek yakıcı etkisini de yok etmektedir. 

Atmosferdeki ozonun %90’ına yakını, yer yüzeyinden itibaren yaklaşık 10–50 km (32.000–164.000 feet) seviyeleri arasında bulunan stratosfer tabakası içinde yer alır. Geri kalan %10’luk ozon miktarı ise yerden yaklaşık 10–15 km’ye kadar uzanan troposfer tabakası içinde bulunmaktadır.

Ozon bütün yıl boyunca ekvator kuşağı üzerindeki stratosfer tabakasında üretilmekte, hava hareketleri ile buradan kutuplara doğru taşınmaktadır. Ozonun en çok bulunduğu stratosfer tabakasının alt kısımları ise tropopoz yüksekliği ile belirlenebilmektedir.

 SERA ETKiSi, KARBONDiOKSiT ARTISLARI

    İnsanlık tarihinin de, Dünya’nınn su anda insan aktiviteleriyle, mevsim degisikliği sonuçlarına ulaşması, tabiatın kendi içinde sebep olduklarının yüzlerce binlerce yılın üzerindeki olan değisiklerdir.

    İnsan aktivitelerinin baslaması  ve devam etmesi atmosferde sera gazları  oluşturarak bizim iklimlerimizi ciddi şekilde etkiledi. Bu gazlar bizim kaçamayacagımız uzaklaşamıyacagımız olağanüstü bir olayı sera etkisini çağırdı. Oysa Bu mücadele insanlık aleminin önemli ve vazgeçilmez hayatinin sonunu kendi eliyle hazırlayarak, bir nevi dünyanın insanlığa meydan okumasını önleme mücadelesidir.

  SERA ETKISI [ Greenhouse effect ] basta karbon dioksit olmak üzere bazi atmosferik gazlar sera camının etkisini andırır bir etkiye sahiptir; ışığı geçirir ama ısıyı içerde tutar ve isi artışına yol açar. Atmosfer ile yer arasındaki ısı dengesi, toptan insan aktivitelerindeki sanayileşmede ki ve fosil yakıtların yanmasındaki artışın kaynaklanan sera gazları dedigimiz atmosferik gazların (karbon dioksit, Metan, Azotoksit, Kloroflorakarbon,  Hidroflorakarbonlar, perflorakarbonlar, sülfürhegzaflorid) artışlarından etkilenir; bu ise atmosferdeki ortalama ısıyı yükseltir. Bu gelişmenin, buzulların erimesi ve okyanusun yükselmesi gibi geniş kapsamlı sonuçlar doğuran iklim değişmelerine yol açmasından korkulmaktadır.

   Sera etkisi;Kendisinin dünyayı ısıtmasından daha çok, dünyanın insanlıga meydan okuması tebliğini getirerek, insanlık alemini ısıttı. Bir nevi insanlık, aktiviteleri ile kendi bindiği dalları kesiyor. Tıpkı bizim Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi.

   Atmosferdeki Karbondioksit toplanmaları sera gazları endişesinin  anahtarını oluşturmaktadır. Çünkü yüzde doksanbeşi karbondioksitle kaplı olan Mars gezegini ortalama sıcaklığı 230 derece (maksimum yüzey sıcaklığı 310, Minumum yüzey sıcaklığı 150) civarındadır.Mars in yüzde üçü (nitrojen) azot, yüzde 1.6 si argonla kaplı, yüzey malzemesi ise bazaltik kaya ve değişmiş malzemelerden oluşmaktadır(Nasa). Oysa dünyamızın ortalama sıcaklığı bellidir ve ekosistem belli sıcaklık  dengelerinin konum ve yerleri itibariyle dağılımına na göredir.

   Sera gazları; yüzaltmış  yıldan beridir insanlık aktiviteleri sonucundaki geldiği tırmanış, eğilimine gelmemiştir ve hala tırmanıştadır.   Sera gazları nedir? Bazı gazlar atmosferde var,  Su buharları, karbondioksit, metan, diazot oksit ve ozon tabi sera gazları içerirler. İnsan aktiviteleri her nasılsa çogaltır bu gazları. Simdi bu gazlara tek tek bir göz atalım.

    KARBON DIOKSIT [ CO2]: Yeterli oksijen koşulların da fosil(petrol, tabi gaz, kömür),ve odunların yanmasıyla oluşan, atmosferde mevcut bir bileşik. Soluduğumuz oksijeni yayan klorofili bitkiler için gerekli olup kendi başına zehirli degildir, ancak yogun haldeyken bogucu olabilir.

   METAN [CH4]: Bataklık topraklarda, lagım sularında ve ayrıca  kömür madenlerinde tabi gaz ve petrol ocaklarında, katı atık depolarında, organik maddenin anaerobik koşullarda ayrışmasından oluşan, genellikle bataklık gazi olarak adlandırılan, doğal, renksiz gaz. Atmosferde yogunluğunun artması" sera etkisi"ne katkıda bulunur.

   DIAZOTOKSIT, Nitrozoksit (N2O); Ziraat esnasında , Endüstriyel aktivitelerle ve kati atıklar yanması esnasında ve fosil yakıtlarla yayılır.

  KLOROFLUOROKARBONLAR[ CFCs= Chlrofluorocarbons ] Aerosol püskürtücülerde (Püskürtücü: Basınç altindaki sıvıyı püskürtmek için kullanılan aracı kimyasal. Genellikle kloroflorokarbonlardan oluşan bu gazlar aerosol püskürtme kutularında püskürtücü olarak ta yaygın biçimde kullanılır.) soğutmada, plastik köpükte ve endüstriyel çözücülerde kullanılan, ozon tabakasının  tükenmesine yol açan ana faktör olduğu ve sera etkisine katkıda bulunduğu düşünülen son derece kararlı ( kalıcı) bileşikler. Halon gazları daha çok yangın söndürücülerde kullanılır.

   HIDROFLORAKARBONLAR(HFCs),

   PERFLORAKARBONLAR(PFCs);Kloraflorakarbonlarda, Hidroflorakarbonlar ve Perflorakarbonlar endüstriyel işlemler sonucu ürerler, bunlar tabi halde oluşan sera gazları değildir.

  Sera gazlarını oluşturan gazların herbiri atmosferde ayrı ısı toplama kabiliyetine sahiptir. Hidroflorakarbonlar(HFCs) ve Perflorakarbonlar (PFCs) en fazla isi toplayanlardır. Karbondioksit in Metan 21 katında fazla, nitrozoksit ise 270 katında daha fazla atmosferde ısı tutma özelliğine sahiptir.

   Bütün bu özellikleri ile sera gazları dünya yeryüznü ne kadar ısıtmışlardı. .Geçen son yüzyılın  ortalama yeryüzü sıcaklığı 1 o F artmıştır. Son en sıcak 10 yıl 1983-1993 arasında yaşanmıştır Ve bunun 1983-1990 arasi 7 yıl artışların en fazla olduğu yıllardır…

   Dünyadaki o andaki sıcaklık artışları buzulların erimesiyle kendisini göstermistir. Kuzey yarimküre üzerindeki karlar azalmıştır. Yağmurlarda ve deniz seviyesinde yükselmeler baş göstermistir.

Gelecek yüzyıl için bilim adamları bu artışların böyle devam ederse 2-6 o F dünya yeryüzü ısısının artacağını söylemektedir.

Atmosferdeki Karbondioksit miktarinin 1979 danberi iki kat arttığı genellikle ilim adamlarının anlaştığı ve mutabık kaldıkları bir konudur. Karbondioksit emisyonlarının kaynağı olarak olarak,(%32) yüzde otuziki Endüstri yani  İsletme ve isyerleri, (%32)Yüzde otuziki, ister Isletme seklinde çalışan isterse normal Ulaşım ve ulaştırma,(%16) yüzde onaltı ticari ilişkiler, (%20) yüzde yirmisi ise tabiatta kendi kendine var olan karbondioksitlerdir. Demek ki insan aktiviteleri karbondioksiti yüzde seksen arttırmıştır.

 Şekil:EPA;Karbondioksit yayılmasının kaynaklarını Endüstri yani Isletme ve isyerleri(%32) yüzde otuziki, ( ister Isletme seklinde çalisan isterse normal Ulaşım ve ulaştırma 32)Yüzde otuziki,,(%16) yüzde onaltı ticari Iliskiler, (%20) yüzde yirmisi ise tabiatta kendi kendine var olan karbondioksitlerdir. 

  DÜNYADAKI-KARBONDIOKSIT-EMISYONLARI 

   Dünyadaki karbondioksit yayılması 1996 da hemen hemen 23 900 milyon tona yani 1950 ölçülerinin hemen hemen dört katına ulaşmıştır  (UNEP istatistiki bilgisi, 1998). (BU makale 2000 yılında yazılmıştır)

  DÜNYANIN ISINMASI VE iKLiM DEGiŞiKLiKLERiNiN SONUÇLARI:

  Dünyanın ısınması ve iklim değişiklikleri; Sağlığı, su kaynaklarını  ormanlarını, mera alanlarını, çölleri, Sulak alanları (gelgitleri olmayan) Kıyı  yapıları, hayvanlarını, ziraatı, balıkçılık , kuşları, milli parklar ve yaban hayatını etkileyecektir.

   SAĞLIK: Dünyadaki tehlikeli ve sürekli hastalIklar bölgesel ISILARIN artmasIyla  daha da artarak devam edecek, insan sağlığı son derece tehlikeye girecek, günesin direk etkisinden dolayi ölümler artacak psikolojik cinnetler cogalip, önemli kalp hastalIklarIna maruz kalınacak, kalp sistemleri güç calışacak, sıcak hava esnasında soğuk vücut tutulmalarına maruz kalınacak, bitkinlik ve solunum yollarIna ait problemler, tiberkiloz, bronsit , astim hastaliklari muthis artacak. SIcak alanlarda bazi ciddi hastaliklar cikaçak, yüksek sicaklik suda ve havada kirlilik ARTIŞINA  sebep olacak. Sivrisinek ve böceklerden gecen bulaşıcı  hastalıklar, hummalar, sItmalar sarI hummalar ve degişik bir çok yeni enfeksiyonun türemesine çiçek hastalıkları ve allerjik hastalıkların çoğalmasına, mide ve bazı kanser hastalIklarına sebep olacaktır.

 Yüksek sıcaklık, ozon un toprak yüzeyindeki seviyesini artıracak, Atmosferin yüzeyindeki Doğal Ozon Tabakası zararlı Ultruviyole ışınlarının yüzeye ulaşmasını engeller. Ozonun çoğalması Atmosferin biyosfer denilen canlıların bulunduğu yer (toprak) seviyesinde yer yüzüne   dağılıp  tehlikeli ve zararlı kirlilik oluşturacak. Ozon akciğer dokularını  tahrip edecek, Akciğer hastalıkları, astım ile özelikle halk için bazı  problemlere sebep olacak. Hatta bireysel sağlık sebepleri göğüs ağrılarısızıları, mide bulantıları, Akciğere ait olan kan toplanmasına maruz bırakacaktır.

SU KAYNAKLARI;

   Göllerin ve ırmakların sularnda azalma ve kurumalar başlayacak, bunlarla çalşan elektrik santralleri duracak veya kapasiteleri düşecek, buralarda yapılan ulaşımlar tehlikeye girecek, su kaliteleri bozulacak, sular ihtiyaca cevap vermeyip üretim düşecek, ziraat ve endüstri suları  yeterli gelmeyecek, yüzeysel akIşlar, seller çoğalacak, toprak verimini kayIp edip, erozyon ve çölleşme başlayacaktır…


   SONUÇ;
   DünyanIn IsInmasInda; Yeni enerji kaynaklarI, hidroelektrik santralleri, yeraltI sIcak suları, rüzgar ve güneş enerjisinin kullanılmasının tavsiye edilmesinin yanında; DünyanIn  Isınması sera gazlarının oluşmasında CO2  gazının  % 50 oranIında etkili oldugu tespit edilmiştir. Yani dünyadaki karbondioksit artışını durdurursak dünyanın ısınmasındaki artışın yarısını   durdurmuş  olacağız…

   Peki bunun için ne yapmalı, çaresi nedir?.

   Bunun için çare Agaç dikmektir. Bir taraftan erozyon önlenirken, diger taraftan yeni toprak oluşmasının sağlanması, ayni zamanda yagmurlarIn artmasının tek çaresi ağaç dikmektir. Fosil yakıtlar kullanmamaktır. Ağaçlar yetişirken, gündüzleri atmosferdeki karbondioksit ve su buharları değişik klorofil katkısıyla  glikoz ve oksijen oluşur, bu glikozda zamanla su ve karbonlara dönüşür. Glikoz içindeki karbonları ağaç tutar, su buharlaşır, Ağaçların kalan kısım agaçların gövde kök ve dallarını oluşturur. Kökteki lifler toprağı  tutar erozyonu önler, kuruyan yaprak ve kalıntılar çürüme ile yeni organik toprak oluşturur;  yeni bitkilerin yaşaması sağlanır. Yeryüzündeki karbondioksit azalır, Bu gaz azaldıkça yeryüzü ısınması  durur ve dünya bu önemli sera gazının etkisinden kurtulur. Bu olay bizim fotosentez diye tanımladığımız güneş ışınlarının  agaç yaprakları, karbondioksit ve su buharı  ile oluşan MUHTEŞEM BİR DENGE OLUŞMASINA YARDIMCI OLURUZ

                                                            Ercan ÇELİK

                                                         Ekim 2000- Ankara

 

KÜRESEL ISINMA NEDİR?

insan tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma deniyor.

 Sera etkisinin artması, atmosferin üst bölümünün yani stratosferin soğumasına, alttaki troposferin ise ısınmasına yol açıyor. Isınmanın nedeni; son yüzyılda ciddi bir artış gösterdiği belirtilen küresel ısınmanın en önemli nedeni, sera gazlarının (GHG) sanayileşmeyle birlikte insanoğlunun faaliyetleri sonucu atmosfer içindeki emisyonlarının çok önemli oranlarda artmasıdır.

    iklim değişikliğine neden olan başlıca altı tane sera gazı vardır. Bunların içinde en önemlisi C02 gazıdır ve toplam sera gazı miktarı içindeki payı % 80 civarındadır. Diğer sera gazları ise büyüklük sırasına göre Metan (CH4), Azotoksit (N20), Hidroflorokarbon (HFC), Perflorokarbon (PFC) ve KükürtHekzaFlorid (SF6) olarak sıralanabilir. Sera gazları içinde en önemlisi olan C02 gazı salımı, çok önemli oranda ekonominin her sektöründe kullanılan fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) yakılması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle enerji politikaları ve çevre ilişkisi, seragazı salımlarının azatlımı açısından büyük önem arz etmektedir. Dünyaya neler oluyor? Amerikan, ingiliz ve Avustralyalı bilim adamları ortak bir raporla dünyanın 10 yıl sonra çevre felaketleri açısından geri dönülemez noktaya geleceğini duyurdu. Çünkü dünya ısınıyor. Karbondioksit oranı artıyor, okyanuslar ısınıyor, buzullar eriyor, deniz seviyesi yükseliyor, orman yangınları artıyor, buzul tabakaları parçalanıyor, göller küçülüyor, kurak dönemler uzuyor, ırmaklar kuruyor Kış sıcaklıkları artıyor, ilkbahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, bitkiler erken çiçek açıyor, göç dönemleri değişiyor, yaşama alanları farklılaşıyor, kıyı şeritleri erozyona uğruyor, mercan resifleri ağarıyor, kar yığınları azalıyor, bulut ormanları kuruyor, hastalıklar yayılıyor, yüksek enlemlerde sıcaklık artıyor, dünyaya neler oluyor? Rapora göre 1960'lardaki kirlenme buzulların yüzde 20'sini eritti. 300 bilim adamının yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre, Kuzey Kutbu'ndaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. Bugünkü ise 2070'te dünyayı buzulsuz bırakacak, küresel çölleşme olacak, denizler yükselecek. Dünya küresel ısınma yüzünden 10 yıl içinde geri dönülmez bir noktaya gelecek. Ormanların yok olması sonucu çölleşme yaşanacak, bu tarıma da yansıyacak, deniz seviyesi yükselecek ve dünya salgın hastalıkların pençesine düşecek. Bu felaket senaryoları "korkutucu" fakat "gerçek." BİLDİRİLE R KİTAB I I 164 TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Öğrenci Üy e Kurultayı "Bizler artık iklimi belirleyen süreç üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız" George Philander. Dünya ısınıyor, hem de hızla. Peki bizler bu ısınmanın ne kadarından sorumluyuz? Şu anda Alaska'dan And Dağlan'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana Dünya genelinde 0,6 C arttı ancak en soğuk, en uzak noktalar çok daha fazla ısındı. Sonuçlar pek de iç açıcı değil. Buzullar eriyor, nehirler kuruyor, kıyılar erozyona uğruyor ve yakınlarda yaşayan toplulukları tehdit ediyor. Yüzlerce yıldır ormanları kesiyor; kömür, petrol ve benzin yakarak bitkilerle okyanusların soğurabileceğinden çok daha büyük bir hızla karbon dioksit ve ısıyı tutan diğer gazları atmosfere salıyoruz. Atmosferdeki karbon dioksit düzeyi bugün, yüz binlerce yıl önce olduğundan çok daha yüksek, iklim uzmanlarından George Philander, "Bizler artık iklimi belirleyen süreç üzerinde etkili olabilen jeolojik unsurlarız" diyor. IPCC (BM Hükümetler arası iklim Değişikliği Paneli), yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5 C'lik bir sıcaklık artışı öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir. Ve bazı uzmanlar günümüzdeki sıcaklık artışının yıkıcı bir iklimsel sendelemeyi hızlandırabileceği konusunda kaygılı. IPCC, iklim değişiminin şu anda yaşandığına ilişkin şu kanıtları gösteriyor: * 1990 yılı bilinen en sıcak on yıl, 1998 ise en sıcak yıl olmuştur (Not: BM Dünya Meteoroloji Örgütü'ne (WMO) göre, 1998 kaydedilmiş en sıcak yıl olmaya devam ederken, 2002 en sıcak ikinci yıl olarak 2001'i de geride bıraktı). *Ortalama küresel yüzey sıcaklığı arttıkça, kar örtüsü ve buz alanları da azalmıştır. 'Ortalama küresel deniz düzeyi yükselmiştir ve okyanuslar ısınmaktadır. *Bölgesel iklim değişiklikleri, özellikle de sıcaklık artışı, şimdiye kadar birçok fiziksel ve biyolojik sistemi etkilemiştir. Bu etkiler şunları içermektedir: - Buzulların küçülmesi, - Permafrost tabakasının çözülmesi, - Nehir ve göllerdeki buz tabakalarının daha geç oluşması ve daha erken erimesi, - Orta-yüksek düzeydeki büyüme mevsimlerinin uzaması, - Bitki ve hayvanların yaşam alanlarında değişiklikler, - Bazı bitki ve hayvan popülasyonlarında azalma, - Ağaçların erken çiçeklenmesi, böceklerin erken ortaya çıkması, kuşların erken yumurtlaması * Akdeniz bölgesi de tehlikeli iklim değişimi etkilerine karşı savunmasız durumdadır. Bu gidişin dönüşü yok Dünyanın dört bir yanındaki bilim adamları farklı sahalardaki araştırmalarında hep aynı sonuca vardılar. Her geçen yıl biraz daha "sıcak'layacağız. Artık tartıştıkları şey bu ısınmanın sonunun nereye varacağı. * ispanya'da dekarlarca alanı küle çeviren yangınlar, eriyen buzullar... * Hindistan'da can alan seller, Çin'i kasıp kavuran kasırgalar... * Hepsi de dönülmez yolda birer kilometre taşı... NELER OLACAK Kuzey Kutbu'nda buzul kalmayacak Kuzey Kutbu'nun uydudan çekilen fotoğraflarını inceleyen bilim adamları erimenin hızlandığını ve 100 yıl içinde buzulların eriyeceğini açıkladı. BİLDİRİLE R KİTAB I 165 TMMOB Jeoloji Mühendisleri OdasıI Öğrenci Üye Kurultayı Yüzde 9'u kayboldu Küresel ısınma dünyamız üzerindeki etkisini en çok Kuzey Kutbu'nda hissettiriyor. Kuzey Kutbu'nun uydudan çekilen fotoğraflarını inceleyen bilim adamları, buzullardaki erimenin hızlandığını ve 100 yıl içinde buzulların tamamının eriyeceğini açıkladı. NASA'nın uydu aracılığıyla çektiği son fotoğraflarda, Kuzey Kutbu'ndaki buzulların 1979'dan bu yana yüzde 9'unun eridiği tespit edildi. Deniz seviyesi yükselecek Norveç'te açıklanan araştırma sonuçlarına göre 100 yıl içinde kuzeyde hiç buzul kalmayacak. Hazırlanan 1800 sayfalık raporda küresel iklim değişikliği ile birlikte felaket getiren seller yaşanacağı açıklandı. Bilim adamları, küresel ısınmanın neden olduğu buzul erimeleri ile okyanuslardaki su miktarının artacağını, bunun sonucunda da deniz seviyesine yakın bölgelerin sular altında kalacağını belirtti. Isınma Buzulları Neden Etkiliyor? Küresel ısınmanın buzullar üzerinde etki göstermesinin nedeni buzların beyaz olması. Beyaz renk güneş ışınlarını yansıtıyor. Yansıyan ışınlar daha koyu renkte olan okyanus ve karalar taraf ından emiliyor. Bu da okyanus sularının daha çok ısınmasına sebep oluyor. Isınan okyanus suları buzulları eritiyor. Kısacası buzullar direkt güneş enerjisi ile değil suların ısınmasıyla eriyor. Yarından sonrası korkutuyor. Ortaya atılan son senaryolar akla 2004 yılına damgasını vuran "The Day After Tomorrow" (Yarından Sonra) isimli bilimkurgu filmini getiriyor. Filmde sera gazlarının etkisiyle dünya küresel ısınma konusunda çaresiz kalıyor. Hortumlar, fırtınalar, depremler, medcezir dalgaları ve seller dünyayı tehdit ediyor. Yeni bir buzul devri dünyanın kapısındadır. Bilim adamlarının açıkladığı gibi filmde, Gulf Stream'in buzullardaki erime yüzünden soğumasıyla, Kuzey Yarımküre hızlı bir soğuma sürecine giriyor. Yüz milyonlarca insan yaşamını yitiriyor. 2050 felaket yılı ilan edildi Almanya Potsdam İklim Enstitüsü'ne göre yüzyılın sonunda sıcaklığın artmasıyla göçler başlayacak. 2050: Sular yükselince verimsiz topraklardan kaçanların sayısı 150 milyonu bulacak. Akdeniz'de orman yangınları ve zararlı böcek istilası olacak. 2070: Açlık ve susuzluk yüzünden ciddi sağlık problemleri ortaya çıkacak. Kuzey Buz Denizi yok olacak. Hayvan türleri azalacak. İÇME SUYU SIKINTISI ÇEKİLECEK Otuz ülkeden 100'den fazla bilim adamının katıldığı toplantıda aynı dönemde küresel ısınmaya bağlı olarak ortaya çıkan kuraklık ve içme suyu sıkıntısının yeryüzünün tüm bölgelerini etkileyeceğini kaydeden Potsdam'lı bilim adamları, şimdiden bu bölgelerdeki insanların yılda adam başına bin metreküp suyu bile zor bulduklarına dikkat çektiler. Bu kuraklığı paylaşan insan sayısının 1.4 milyarı bulduğuna işaret ettiler. İşte Potsdam'lı bilim adamlarının hazırladığı küresel felaket takvimi 2030: Küresel ısınma ilk olarak Avustralya'daki bazıtropik ormanları ve Güney Afrika'daki bitki örtüsünü etkisi altına almaya başlayacak. Bazı gelişmekte olan ülkelerde ise yiyecek üretiminde azalmalar görülecek. Su sıkıntısı problemleri baş gösterecek. Dünya ülkeleri oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. Bazı gelişmekte olan ülkelerde ise yiyecek üretiminde azalmalar görülecek. Su sıkıntısı problemleri baş gösterecek. Dünya ülkeleri oldukça kuru ve sıcak bir iklimin etkisine girecek. BİLDİRİLER KİTABI 166 TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Öğrenci Üye Kurultayı İnsanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı şöyledir: • Enerji kullanımı %49, Endüstrileşme %24, Ormansızlaşma %14, Tarım %13'tür. Kalifornia kıyılarında yüzlerce deniz kuşunun, denizlerin ısınması yüzünden besin kıtlığı yaşamalarının sonucunda, öldüğü görüldü. Okyanuslardaki ısının artmasıyla mercan kayalıklarının büyük zararlar gördüğü belirlendi. Isınmanın bir sonucu olarak, küresel ortalama deniz seviyesi 10-20 cm arasında bir yükselme göstermiştir. Bu yükselme, geçmiş 3000 yıldaki ortalama artışın 10 katıdır. Geçen 50 yıl süresince, kuzey yarımküredeki deniz buzu miktarı % 10-15 oranında azalmıştır. Geçen yüzyıl suresince göl ve ırmaklardaki yıllık buzlu zaman yaklaşık 2 hafta azalmıştır. Geçen 40-50 yıllık dönem içinde, yaz sonundan sonbahar başlangıcına kadar Kuzey Buz Denizi'ndeki buz kalınlığı % 40 azalmıştır ve son 100-150 yıl içinde dağ buzullarının yaygın bir biçimde geriye doğru çekildikleri gözlemlenmiştir

 

Ekleyen:  Ercan ÇELİK
Ekleme Tarihi:  16.3.2018
İzlenme:  2089
Yazdır:Yazdır
 
Eklenen Yorumlar 
Bu Konuda En Çok Okunan Yazılar
 
Beyaz Adam Mektubun Var;
Kızılderili Reisinin 1,5 asır Önce Yazdığı Mektup ve düşünmemiz gerekenler. Bu mektup, Duwarmish Kızılderilileri'nin reisi Seattle tarafından,1853-1857 yılları arasında ABD Başkanı Frankl
Ercan ÇELİK [ 22.5.2018 Devamı
 
BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK VE DOGAL HAYAT
Ülkemizdeki bu zengin doğal hayatın ve geniş biyolojik çeşitliliğin korunması ve geliştirilmesi bir gerekliliktir. Bu gereklilik hem gelecek nesiller için bir görev; hem de sağlıklı ve huzurlu yaşayışımız için elzem bir husustur.
Ercan ÇELİK [ 6.5.2018 Devamı
 
KÜRESEL ISINMA VE AğAÇ Ercan Çelik
Küresel ısınma; insan oğlunun kendi hareket ve etkinliklerinin sonucu; atmosferde, sera camının etkisini andırır güneş ışığını geçiren ama ısıyı içerde tutan, böylece ısı artışlarına yol açan kimyasal gazları
Ercan ÇELİK [ 5.5.2018 Devamı
 

CEVİZİN İNSANAveİNSANLIĞA FAYDALARI

  • En Çok Okunanlar
  • ÇALIŞANLARIN ORTAK O...
  • DÜNYANIN EN KALABALI...
  • YÖNETİCİLERİMİZ,ÇALI...
  • ÇEVRE BAKANLIĞI TEFT...
  • MUSTAFA KEMALİN SAKL...
  • GÖKÇEADA...
  • VAKIFLAR ANKARA BÖLG...
  • SİVRİHİSAR KAYMAKAML...
  • TÜRKİYE,DAĞLARI,GÖLL...
  • VAKIFLAR GENEL MÜDÜR...
  • Değerli KARDEŞLERİM ...
  • TARIM Ve ORMAN BAKAN...
  • ESCAN A.Ş.Genel Müdü...
  • 1938 deki Durumumuz ...
  • VALİLİKLERE AÇIK ÇAĞ...
  •  
  • En Son Eklenenler
  • ÇALIŞANLARIN ORTAK O...
  • YÖNETİCİLERİMİZ,ÇALI...
  • DÜNYANIN EN KALABALI...
  • ÇEVRE BAKANLIĞI TEFT...
  • MUSTAFA KEMALİN SAKL...
  • GÖKÇEADA...
  • TÜRKİYE,DAĞLARI,GÖLL...
  • KIYMETLİ ESCAN TOPL...
  • Değerli KARDEŞLERİM ...
  • VAKIFLAR ANKARA BÖLG...
  •  

     

    Her Hakkı Saklıdır. ERCAN ÇELİK© 2013 Tasarim : Linear Yazilim